SPONSOR

Yunus Emre (1240/1-1320) veya Ferîdüddîn-i Attâr (1119-1230), İbn-i Rüşd’ü (1126-1198) okumuşlar mıydı acaba? Bu anakronik bir soru değil, tarihsel bir sorudur ve olumlu bir yanıtı temellendirmek hayli zor. Ama Dante Alighieri (1265-1321), İbn-i Rüşd’ü okumuş. Bunu, ‘Monarşi’ (çev. Begüm Yiğit) adlı kitabından anlamak mümkün.
Bu soruyu dile getirmeye şu nedenle hakkımız var: 13 ve 14. yüzyıl aralığı, Antik Yunan ve Roma’dan sonra üçüncü büyük şairler dönemini oluşturur. Ferîdüddîn-i Attâr, Yunus Emre ve Dante Alighieri çağdaştır. Buraya Geoffrey Chaucer’u (1342/3-1400) da ekleyebiliriz. 13. yüzyılda, Antik Yunan ve Roma şiirinin büyüklük örneğine Doğu kapısı da açılır. Ama ‘İlahi Komedya’nın Doğulu metinlerden farklı bir yeri vardır.
Bu kışkırtıcı girizgâhı, Erich Auerbach’ın başyapıtlarından biri olan ‘Dante – Seküler Dünyanın Şairi’ kitabının çevirisi vesilesiyle yapıyorum aslında. İlk olarak 1929 yılında yayımlanan kitap, 92 yıl sonra Türkçede.
Bir sorunsal üzerinden yürümek daha önemli…
‘Komedya’da Dante, şair kuşaktaşı Guido Cavalcanti’nin babasını ‘canlandırarak’, “Sizin Guido, benim temalarımı küçümserdi, ne yapıyor şimdi?” dediği bir yer vardır. Poetik bakımdan eğlencelidir ama teolojik bakımdan olanaklı mıdır; mahşer gününden önce, ölen kişinin ruhu dünyevi konumundan konuşturulabilir mi? Dante’nin samimi bir dindar olduğunu hesaba katarsak bu nasıl mümkün olmuştur?
Zerdüştlüğün temel metinlerinden olan ‘Ardavirafname’yi okumuş olmamız bizi heyecanlandırabilir; geri kalmışlığın ezikliği içinden, Dante’nin buradan etkilendiğini düşünürüz ve rahatlarız. Auerbach, ‘Komedya’nın önemi konusunda çok temel bir ayrım yapar; der ki: “(Komedya’daki) genel fikir ve mitik detayların pek çoğu, Batı kaynaklı olduğu kadar, yüzyıllar boyunca Akdeniz havzasında birikmiş Doğu mitolojisinin zengin hazinesinden kaynaklanmaktadır.” Ancak ona göre, “Komedya, esasen Dante’nin hayatı ve zamanının bir ürünüdür”.
Dante’nin ayırıcı özelliği ‘kendi bireysel hayatını olayların genel kuruluşuna dokumak gibi eski şiirsel alışkanlıklara geri dönüşündedir’. Auerbach, ‘Komedya’ için, ‘felsefi şiir’ nitelemesinde bulunur; çünkü temelinde Thomasçı-Aristotelesçi dünya görüşü yer alır. Dante, 30 ay gibi kısa bir dönemde felsefeyi derinlemesine araştırır ve Aristoteles’ten Thomas Aquinas’a kadar okur. Bir dönem radikal bir İbn Rüşd taraftarı olur. Ama ‘Komedya’nın asıl önemli sorununu, Auerbach’a göre, Thomas Aquinas’ın felsefesine dayanarak aşar. ‘Komedya’da, ‘kişilerin’ belli bir kimlik içinden konuşturulması önemli bir teolojik sorunu ortaya çıkarır. Çünkü “Evrensel Hıristiyanlık öğretisine göre” der Auerbach, “Ruh, nihai karakteriyle ölümünden hemen sonra buluşmaz; insanların tümünün nihai varış yeri zamanın sonunda, Mahşer Günü’nde müjdelenir, ölüm ve Mahşer Günü arasında geçen dönemde ruh bedenden ayrılır; dolayısıyla duyuları ve bedensel ifadeleri elinden alınmıştır. Ancak Aziz Thomas, ruhların hak ettiklerine göre kendilerine tahsis edilmiş nihai varış yerlerine ölümünden hemen sonra ulaştıklarını kabul eder.”
Dolayısıyla Auerbach’a göre, ‘Dante, Komedya’da, kişilerini, Mahşer Günü’nden önce, Aziz Thomas’ın felsefesine dayanarak konuşturur. Ve burada ‘ölüm halinde ayrılan ruhun hayati ve duyusal melekeleri esas itibariyle korunur’. Başka bir deyişle Dante, böylece kişilerini tarihsel doğrulukları içinde dile getirir. Auerbach’a göre, Dante’nin Aziz Thomas’ı derinlemesine kavramamış olması, onun ortaçağ dünyasının içinde kalmasına mani olmuş, tarihsel doğruluğu keşfetmesi bakımında onu Avrupa’nın modern sesi haline getirmiştir.
Kitabın ‘Dante’nin İkinci Dönem Şiiri’ başlıklı ikinci bölümünü, her bir genç şaire özellikle öneriyorum.

DANTE: SEKÜLER DÜNYANIN ŞAİRİ Auerbach’ın ‘Dante’si nihayet...
Erich Auerbach
Çeviren: Ceren Can Aydın
Alfa Yayınları, 2021
230 sayfa, 29 TL.

SPONSOR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here